Powered By Blogger

Sayfalar

3 Kasım 2010 Çarşamba

TÜRKİYE’DE YAZILI BASINDA KADINLARIN SİYASAL TEMSİLİ: 3 KASIM 2002 VE 22 TEMMUZ 2007 GENEL SEÇİMLERİ
Anahtar kelimeler: Kadın, medya ve politika JOUR 351
Kamusal alan/özel alan ayrımı temelinde meşrulaştırılan bir ataerkil söylem, kadınları özel alanın aktörü olarak belirtirken, erkekleri ise kamusal alanın aktörü olarak göstermiştir. Ataerkil söylem ne demektir? Ataerkil bir söylemi en basite indirgeyerek şöyle açıklayabiliriz: Söylemde erkek egemenliği. Söylemde erkek egemenliğinin çeşitli gerekçelerle makbul gibi sunulması demokratik bir sistemde kadınların yurttaşlığı veya topluma katılımı açısından ne gibi sıkıntılar doğuruyor? Bu anlamda kadının medyada siyasal açıdan temsili nasıl sağlanıyor? Kadınların ataerkil ideoloji çerçevesinde temsil edilmesinde ve kadınların siyasette ön planda olamamasında hiç kuşkusuz sadece medya sorumlu değildir ancak önemli bir etkisi olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, seçtiğim makale yazılı basında kadınların siyasal temsilinin nasıl yapıldığına yönelik bir çalışma olma özelliği taşımaktadır.
Medyanın toplumsal hayat, siyaset, kültür üzerindeki etkisi farklı ideolojik görüşler tarafından kabul gören bir olgudur. Dolayısıyla medyanın bu etki gücü, toplumsal yaşamımıza ilişkin her türlü algımızı etkilemeye muktedir görünmektedir. Bu nedenle medyada temsil edilme/edilmeme, eksik ya a yanlış temsil edilme birtakım toplumsal gruplar için olan algımızı etkilemekte, zamanla bu algı sıradanlaşıp toplumsal bir gerçeğe dönüşmektedir. Böylece kadınların sosyal ve siyasal hayattaki ihmal edilişleri, medyada da kendini göstermektedir.
Siyasal Yaşamda Kadın
Türkiye kadın parlementer oranı bakımından dünya sıralamasının oldukça gerilerde görünmektedir. Kadınların siyasal haklarını bundan yetmişbeş yıl önce elde etmiş olmalarına rağmen bugün hala kadınların siyasetteki eksik temsilinden söz ediyor olmamız sorunun sadece yasal düzünlemelerle ilgili olmadığını göstermektedir çünkü sadece kanun çıkarmak bu sorunu çözememektedir. Toplumsal yapının erkek egemenliğinde bulunması ve kadının geleneksel rolleri bu sorunu körüklemektedir. Bu sebeple kadın hakları sorununa sadece yasal düzenlemelerden ibaret olmadığı aynı zamanda kültürel mekanizmalarla işletilen bir olgu olduğu gerçeğiyle yaklaşmalıyız. Eğer olaya bu yönden bakarsak kadın hakları sorununu çözmek için samimi davranmış oluruz. Aksi halde çözüm adına yapılan şeylerin işlevselliğinin bir anlamı kalmaz.
Kadınların siyasal yaşamda eksik ya da yanlış temsil edilme durumu, özünde eşitlikten uzaklaşmış bir demokrasi ve yurttaşlık sorununa işaret etmektedir. Aslında kadın ve erkeğin eşit olarak politikaya katılamamalarında altında birçok sebep saymak mümkündür. Üstelik bu sebepler sadece gelişmemiş ülkeler için de değil, bugün dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde kadınlar bu engellerle karşılaşmaktadır. Bunlar; gündelik hayata ilişkin sorumluluklar, ail eve kariyere ayrılan zaman, parasal sorunlar, kadının ve erkeğin kamu ve aile hayatındaki görevlerini belirleyen geleneksel önyargılardır.
Türkiye açısından bu duruma bakıldığında % 9.10’luk kadın milletvekili oranıyla dünyada gelişmiş veya gelişmemiş pek çok ülkenin altında bulunmaktadır. Türkiye bu sıralamada 188 ülke içerisinde 145. sırada yer almaktadır. İlginç olan şu ki, 2007 seçimleri hariç tutulursa Türkiye’de kadınların parlamentoda en yüksek oranla temsil edildiği dönemin kadınların ilk kez seçimlere katılmış olduğu 1935 seçimlerinde olmasıdır. Kadınların siyasette geri planda kalmasında ideolojik ve kültürel öğelerin yanında başka yapısal unsurlar da etkilidir. Bunlar; siyasi partilerin kadınları seçilemeyecekleri yerlerden simgesel olarak aday göstermeleri, parti bünyesinde bulunan kadınlardan ziyade toplumda ön plana çıkmış kadınları kadrolarına almaları, eğitimdeki cinsiyet ayrımcılığına dayalı unsurlar gibi pek çok etkiler kadınların politikaya girmelerinin önünü kapamakta ve yeni nesilleri de ataerkil ideolojiyi desteklemesine neden olmaktadır.
Medyada Kadın Temsili
Kadınların medyada ya iyi eş/iyi anne gibi geleneksel rollerde, ya cinsel bir nesne olarak, ya dayak yiyen, altılan, tecavüze uğrayan mağdur kadınlar olarak temsil edilmesi bu sorunun önemini göstermektedir. Aynı zamanda medyada nasıl ideal kadın tipinin tarifi yapılır ve kadınlardan bu kalıba uymaları beklenir. Medyanın kadını olumsuzlayan bakış açısı daha çok kadının medyada çalışmasıyla yok olacağı düşünülmüştür ancak bu beklenti kısa sürmüştür çünkü kadın olmanın, farkında olmanın yeterli koşulu olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu çok önemli bir olgudur. Araştırmada kadın haklarına, kadın milletvekillerine ve adaylara,kadının siyasal alanda yer almasıyla ilgili haberleri, konu hakkında uzman görüşleri ve köşe yazılarını incelenmiştir. Gazetelerin kadın ve medya konusuna ilişkin haberleri nasıl sunduğu genel olarak değerlendirildiğinde, bu haberlerin kadın bağlamı çerçevesinde değil, sahip oldukları ideolojik tutumlar çerçevesinde ele aldıkları saptanmıştır. Yani aslında her gazetenin kendi ideolojisi çerçevesinde haberleri sunduğu görülmüştür. Bu durum, kadın siyasetçilerin haberlerde ideolojik tutumlar için araçsallaştırıldıklarını göstermektedir. Sonuçta gazetelerin herhangi bir konuda haber yaparken seçtikleri kelimeler bu gazetelerin ideolojik tutumları konusunda ip uçları vermektedir çünkü gazeteler aynı haberi farklı bakış açılarıyla verir.
Araştırma Yöntemi
Kadın ve siyaset ilişkisinin medyada nasıl temsil edildiği örneklem olarak seçilen gazetelerde Van Dijk’ın söylem analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu yöntem ise iki temel çözümleme üzerine kurulmuştur: Makro ve mikro yapı. Makro yapıda daha çok haberin başlığı, haberin girişi ve spot bölümünden oluşan bir incelemedir. Mikro ise daha derine indirgeyerek sözcük seçimleri ve söz dizisinden oluşmaktadır. Ayrıca araştırmada konu hakkında çalışma yapmış kişilerden alıntılar yapılmış, bu görüşlerle karşılaştırmalar yapılarak konu analiz edilmiş ve çeşitli sayısal verilerle araştırma desteklenmiştir. Araştırmada örneklem olarak kullanılan gazeteler ise temelde üç farklı görüşü temsil ettiği düşünülen Cumhuriyet, Hürriyet ve Zaman gazeteleridir. Taramalar her iki genel seçimlerden bir ay önce başlamış, bir hafta sonrasına kadar ki süreç incelenmiştir. Her bir gazetenin 72, toplamda ise 216 gazete sayısı incelenmiştir. Olaylar gaeteler tarafından her biri farklı olarak değerlendirimiş, kimisinde olan haberler bir diğerinde hiç yer ayrılmadığı görülmüştür. Farklı kelimeler seçilerek haberin veriliş biçimi açısından farklılıklar göze çarpmaktadır. Bu durum gazetelerin yaptıkları haberlerde siyasi konumlarından etkilendikleri göstermektedir. Bu çalışmada, kadının toplumsal statüsünün yükseltilmesinde medyanın önemli bir araç olduğu varsayımından hareketle yazılı basın taraması yapılmıştır. Kadın-siyaset ilişkisinin yazılı basında nasıl temsil edildiği, medyanın toplumsal algıları dönüştürmedeki gücü nedeniyle önem taşımaktadır. Kadınların siyasal alanda erkeklerle eşit temsil edilmesi gerçek anlamda demokrasinin işlemesine, kadınların yurttaşlık hakklarını kullanmalarına olanak vermesi açısından önemlidir.


Sonuç ve Öneriler
Araşırmanın ilk sonucu olarak; her iki genel seçim döneminde de gazetelerin kadın-siyaset ilişkisine dair haberlerinde, ana öznenin kadın olmadığı görülmüştür. Yani gazeteler, kadınların siyasal temsili hakkında haber yapmış gibi görünmekte fakat haberin başlığı ve içeriği incelendiğinde başörtüsü, türban, parti, ideoloji, güzellik, anne/eş olma durumu gibi başka temaları ön plana çıkarmaktadır. Kadın, seçim temasının ön plana çıkartılması için araç görevi üstlenmiş, temelde kadın ve temsili işlenmemiştir. Gazetelerin ideolojik tutumlar çerçevesinde ortaya çıkan kadın siyasetçi kimliklerinin farklılaştığı görülmüştür. Bu durum, siyasette çoğu zaman simgesel olarak yer alan kadınların, politik olarak temsil edilmediğini göstermektedir. Bir diğer sonuç ise, gazetelerin ideolojisine parallel düşünen kadınların haberlerine yer verdiklerinin görülmesidir.
Siyasi partiler içinde yetişen kadınların, parlamentoya gönderilmesi bir kazanım olacaktır. Oysa bu durum göz ardı edilerek toplumda ön planda olan kadınlar aday gösterilmektedir. Bunun yanında, ilköğretim, lise, ve yüksek öğretimde cinsiyet eşitliğini sağlayıcı dersler koyma, ders kitaplarındaki cinsiyet ayrcımcılığına dayanan öğeleri çıkarma, kız çocuklarının eğitimine önem verme, kültürel unsurları değiştirecek çözüm önerileri olarak düşünmek mümkündür.

DENİZ, Şadiye. (2010), “Türkiye’de Yazılı Basında Kadınların Siyasal Temsili: 3 Kasım 2002 ve 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri”, Yaşar Üniversitesi Dergisi, s. 3199-3220

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder